Pazar, Ağustos 21, 2011

hala meraktayım... hiç?

gününü selamlamak için, yatağında gözlerini açarken,
kendine açık bir çay koyup, içine üç şeker atarken,
saçlarını tararken, dişlerini fırçalarken,
ayakkabılarını bağlarken...
kalabalıklara karışıp, koşar adım yürürken,
kaçıracaksın endişesiyle, bir motora koşarken,
dirseğini dayayıp masaya işyerinde, yapacağın işleri planlarken...
bir şarkıya dalıp gidip, ellerinle ritm tuttuğunu fark ederken...
gökyüzünü seyredip, bulutlara dokunurken,
kırlangıçlara selam verip, martıları okşarken...
sözcüklerini bir kağıda dökerken,
Andersen'den bir masal okurken...
konuşurken, düşünürken,
sadece susarken,
bir sürüyken ya da kendinle yalnızken...
şaşkın ördeklere gülüp,
sürpriz doğumgünlerinde ağlarken...
kim bilir belki öpüşürken,
hatta belki de sevişirken...
yani;
doludizgin yaşarken,
hayatı solurken...
geliyor muyum acaba hiç aklına,
kocaman gününde, bir kaç saniyeliğine de olsa...

2 yorum:

zihni dedi ki...

mermerden yontulmuş bir heykele sormuyorsun değil mi son soruyu:)

öykü gibi şiir, hatta ("doludizgin yaşarken") bir roman gibi. "üçü bir arada"

özlemişiz yazı ve yorumlaşmaları,
sevgiler...

edi.ben dedi ki...

bilmem, bir heykel olmadığını düşünüyorum.:)

ben de özledim yorumlaşmaları sevgili Zihni Örer

size de sevgilerrrrrrrr