Perşembe, Aralık 13, 2007

düşündüm de........

fabrika çıkışlı insanlar... herkes hep aynı.
farklı olmak isteyenler bile kendileriyle yaratmıyorlar o farkı. başka bir fabrikanın çıktısı oluyorlar.
fikirler, gülüşler, sözler, dilekler, yürüyüşler, adımlar bile aynı. hatta dışardan bile aynı görünür olmuşlar.
o kadar az ki "kendisi" olanlar. kendi gibi olup kendi gibi görünenler. kendi gibi gülüp, kendine has sevenler...
aynı cümlelerle değil, kendi cümleleriyle konuşanlar... kendi fikirleri olanlar... olduğu gibi yaşayıp, içlerinden geldiği gibi şarkı söyleyenler. sevişmelerde bile "kendi" olanlar...
o kadar azlar ki...
sıradanlık ya da sıradışılık değil kastım, "kendi" olmak, nasılsa öyle olmak, hissedebilmek ve hislerini açığa vurmak...
belki de öyle olmak gerek kimbilir. herhangi bir fabrikadan çıkmak gerek. o zaman bu kadar göze batılmaz belki de.
belki de o zaman kolaylaşır benim için de "yaşamak"

2 yorum:

R. dedi ki...

ama belki de seni sen olduğun için seven sevgilinin gözüne batarsın :( Belki çok usanmıştır aynı dökümhaneden, aynı kalıptan çıkan insanlardan, belki sendeki coşkuya ve sevince aşık olmuştur, belki ortak paydanızdır kendiniz gibi var olmak.
O zaman hem kendine hem sevdiğine ihanet etmezmisin? :(
Sevdiğim sen herşeyinle özelsin bırak insanlar sana benzesin Nazım okusun, HAYYAM okusun, dizi izleyeceklerine ellerine bi kitap alıp kokusunu, keyfini hissetsin. Kaleme alınan düşüncelere ağız dolusu söveceklerine saygı göstermeyi öğrensin. Sokakta yürürken farklı olanlara, kendini öyle rahat hissedenlere saygı göstersin...
Bırak sen olsun herkes bir fabrikadan çıkmak gerekiyosa eğer, senin fabrikandan çıkmayı seçsinler iyilik, sevgi, aşk ve yaşamı sevsinler. Biz aynı fabrikadan mı çıkmışız ne :) seni seviyorum

zihni örer dedi ki...

belki de öyle olmak gerek kimbilir. herhangi bir fabrikadan çıkmak gerek. o zaman bu kadar göze batılmaz belki de.
belki de o zaman kolaylaşır benim için de "yaşamak"


"Sen yanmasan, ben yanmasam, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa" diyen şair, Edi'nin bu taşlamalı imasını kastetmiş olmalı.

İlerleyen “iyi huylu” uygarlıkların mimarı hep statükoya direnenlerdir çoğu zaman.

"fabrika ürünü" olanların "ölü yüzü" rahatlığı mutluluk ve yaşamak değil, "mış gibi” (D.Cüceloğlu’dan)) yapmaktır ancak. Mış gibi yaşayanların iç dünyaları kendilerini yakar da,
arsızlıkları yüzlerine yansır ancak. "Gönüllü kölelik" bu asırda nasıl bir duygudur, bilinmez. Duygu mudur bir başka şey midir o da bilinmez ya? Sadece kendinden verdikleri oy’larının ve emeklerinin tam sayıldığı kesin. Onun dışında “yok” sayıldıklarının farkında olmayışları “yok”luklarından daha da acı!!!!

KENDİ KENDİSİNİN EFENDİSİ OLAMAYAN ÖZGÜR SAYILMAZ/ epictefus