Çarşamba, Aralık 16, 2009

(h)içsel bir masal

Bir varmış, birden yokmuş
çooook derinlerde atan bir kalp varmış. bu kalp bulunduğu yerden hiç memnun değilmiş. tepelere, daha yükselere çıkmak istiyor, daha güçlü çarpmak istiyor. hayallerini gerçek etmek için tüm gücüyle tırmanmaya çabalıyormuş. ama nafile. olduğu yerde çırpınıp duruyormuş.
masal bu ya, bir gün bir melek gelivermiş derinlere. ta kalbin yanına kadar inmiş. geçmiş karşısına ve başlamış izlemeye kalbi. kalp meleği görür görmez sevinmiş. ümitlenmiş.
- hoşgeldin bana. çok mutlu ettin beni. madem bir meleksin, anlarsın halimi.
melek gülümsemiş;
- söyle bakalım neymiş derdin, belki sana yardım edebilirim.
- yükselerde atmak istiyorum. göklere kadar yükselmek. bulutların arasından geçip, yıldızlara ulaşmak...
- bu gerçekleşmesi çok zor bir dilek. dur bakalım, elimden geleni yaparım.
kalp daha hızlı çarpmaya başlamış sevinçten.
- lütfen taşı beni sevgili melek, tut elimden, uçur hayallerime.
melek yaslanmış kalbe ve itmeye başlamış tüm sihriyle. o ittikçe kalp yerinden oynamış, başlamış yuvarlana yuvarlana yükselmeye.
sevişlerce tırmandıktan sonra
yorulmuş melek;

- izin ver birazcık dinleneyim. nefes nefese kaldım. ne kadar da ağırmışsın.
kalp bir kahkaha atmış keyfinden;
- e o kadar aşk taşıyorum içimde. ne kadar hafif olabilirim ki... demiş Meleğe.
biraz soluklandıktan sonra melek, yeniden başlamış kalbi itmeye.
kırmızılar bitmiş önce, beyazlar görünmüş. beyazların ardından maviler, mavilikler...
kalbin içi iyice kıpır kıpır olmuş umuttan.
- mavileri de geçince yıldızlardayız. n'olur biraz daha dayan.
ama meleğin gücü tükenmiş. zaten yapacak çok işi varmış. bir kalbe bu kadar çok zaman ayıramazmış. hem neden ayırsın ki... alt tarafı bir kalp. milyonlarcadan yalnızca biri. onun özelliği ne ki...

ellerini çekmiş bir anda kalpten.
- üzgünüm, yapamayacağım. gitmem gerek acilen.
demiş ve uçuvermiş kalbin yanından.
kalp ne olduğunu bile anlamadan başlamış gerisin geri yuvarlanmaya.
canı acıyormuş her dönüşünde, paldır küldür inerken yeniden derinlere.
- ama çok acıttın canımı, bu haksızlık, ben sana "gel" dememiştim ki, sen kendin gelmiştin vurduğum yere...
diye seslenmiş ardından, hızla kanat çırpan meleğine.
melek çoktaaaaan uzaklaştığından, duymamış kalbin tek sözcüğünü bile.
kalp başını kaldırmış düşerken, gökyüzüne.
önce mavilikler silinmiş gözlerinden, sonra beyazlar yok olmuş.
kendini yeniden kırmızıların içinde bulmuş.
üstelik eski yerinden de olmuş.
şimdi çok daha mutsuzmuş.
- çarpmaya mecbur açıp kapıyorum kapakçıklarımı ama bundan böyle sesimi duyamayacak hiç kimse.
demiş ve dalmış gitmiş en derinlereee...
o gün bugündür kimse duymamış atışını zavallı kalbin.
ara sıra ağlamaları duyulur derinlerden yalnızca. fark edince birilerinin onu duyduğunu, hemen telaşlanıp kapar elleriyle yaralarını. durdurur gözyaşlarını.

yalnız kalbin masalı bitmiş mi bitmemiş mi bilinmez ama
biz yine de geleneğe uyup, bitirelim masalımızı mutlu sonla.
gökten üç elma düşmüş,
biri masalı yazana
biri okuyanlarına
biri de meleğin başına...

7 yorum:

zihni dedi ki...

gökten üç elma düşmüş düşmesine de,

belli ki biri şu anda benim kafama düşmüş.
Varsın düşsün.
Ben elmayı severim,
"elma da beni sevmek zorunda değil",
işte bunu keşfettiğim an,
ben o elmayı kurutup hoşaf yapıp içerim; yapar mıyım bunu? yapmam lazım diyor aklım.
Haksız mıyım Edibe "Özlenen" Birsöz?
Haklıysam eğer, hüküm sizindir üstadım:)

edi.ben dedi ki...

yazan olarak bi elma da benim başıma düştüğüne göre... :)
ama ben elmayı kurutamam, hoşaf yapıp içemem. beni sevmese de ben onu çok severim :)
yani hüküm süzüm :)

Ramazan dedi ki...

yazan her zaman üç elma düşürür elmanın birincisini ve en kalitelisini hep kendisine alır ve o ilk elmadan her şey olur kurutulurda hoşaf da olur,hastalıklarada iyi gelir her derdede deva olur,yeter ki oçalışmaların o zahmetlerin karşılığını manen alın en azından büyük morel olur diğer iki elmaya gelince işte onlardan pek bişey olmaz sadece bakılır okunur ve unutulur çok az kişi bundan ders ve dersler çıkarır yani kısacası hüküm sizin diiirrrr.

edi.ben dedi ki...

aslında ben, en kalitelisini istemiyorum Ramazan.
ben Newton'un başına düşen elma gibi bir elma istiyorum sanırım :)
bir anda bana ışık olabilecek...
bir anda "heh işte bu!" dedirtecek...

teşekkür ederim sayfama uğrayıp, yorum yazmaya değer bulduğun için.
sevgiyle kal!!!

Ramazan dedi ki...

Newtonun başına düşen elma en kalitelisi değilmiydi sence bence evet en kalitelisiydi ilk yazımda dediğim gibi newton hala hayatımızda ama onu bilenlerin tanıyanların esamesi bili yok ortada yani hüküm yine sizin...

Özkan dedi ki...

o mınık kalbe soyle uzatsın elını..elımı tutsun.. elım ona bakar buyutur en yukseklere cıkarır.. korur onu herseyden, hem de cok sever..elım gucludur serttır bazen,tokadını yıyen yerınden kalkamaz ama elımı tutanın da sırtı yere gelmez..ama severken cok yumusaktır cok sefkatlıdır sıcaktır..gercı nasıl olum kusan sılah suclu dııl de onu tutan el sorumluysa benım elım de benden ıbarettır ama bıraz da sahsına munhasırdır..sagı solu bellı olmaz,yıne de sever o mınık kalbı..soyle korkmasın, kEDi gıbı sever onu, kEDİ gıbı oksar..
yeter kı gelsın o mınık kalp, yeterkı elımı tutsun..
hee! belkı noktayı vırgulu sevmez elım :) ama nerde durucagını nerde nefes alıcagını da bılır merak etme..zaten kEDİnın de noktayla vırgulle ısı olmaz heralde..ne kadar sevıldıgını bılmesı yeter..

edi.ben dedi ki...

Özkannn bu çok güzelll! Senin kalbin kEdinin kalbinden cok daha guzel. Iyi ki varsin. Cok cok cok tesekkur ederim bu guzel yorumun icin. Cok!