Pazar, Haziran 24, 2007

en içten dileklerimle...

Hikayemizin kahramanları, herkes, birisi, hiçkimse ve herhangi biri'ydi.
Yapılması gereken önemli bir iş vardı ve herkes, birisinin o işi yapacağından emindi. aslında herhangi biri o işi yapabilirdi ama hiçkimse yapmadı. birisi buna çok kızdı çünkü, bu herkes’in işi idi. herkes, herhangi biri'nin o işi yapabileceğini düşündü fakat hiçkimse’nin yapmadığını fark etmedi. Ve sonuçta herhangi biri'nin yapabileceği işi hiçkimse yapmadığı için, herkes, birisi'ni suçladı. (Berthold Brecht)

yine naçizane bi'şeyler demeye çalıştım Brecht'in aracılığı ile... umarım anlatabilmişimdir içimden geçirdiklerimi sizlere. kendi hayatımın zorluklarına, içinde yaşadığım ülkenin, memleketimin, insanlarımın çektiği zorluklar ve acılar da eklendikçe, geleceğe yönelik beklentilerim, hayallerim, köpükten balonlar gibi patlayıveriyorlar havada. dilerim değişir herşey. güzelleşir, umut kokar... belki o umut kokuları benim üzerime de siner... beni daha güçlü yapar... yaşamaya mecbur olduğumdan değil, yaşamak istediğimden yaşatır... dilerim!!!











6 yorum:

Goddess Artemis dedi ki...

@ edi.ben:

Berthold Brecht'inizi görüyor ve eli yükselterek [:-p] Samuel Beckett'dan bir özlü sözle yanıtlıyorum sizi:

"Ever tried. Ever failed. No matter. Go on. Try Again. Fail again. Fail better."

"Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Yine dene. Yine yenil. Daha iyi yenil." derken son derece haklı Beckett. Önemli olan demekten korkmamak, en kötüsü ne olabilir ki zaten?

edi.ben dedi ki...

:) rest diyor ve Immanuel Kant'la noktalıyorum kendi elimi :D "habe Mut dein eigenen Verstand zu bedienen!" "kendi aklına hizmet etmek için, cesur ol"
gerçekten de öyle aslında... kendi fikirlerimiz varken başkalarının fikirlerine hizmet etmenin anlamı yok... en kötüsü ne olabilir gerçekten?
sevgilerle :-*

NaKHaR dedi ki...

naçizane hayat felsefelerimizle üç nokta koyup devam edelim...

'söyleneni dinle... ihtiyacı olana yardım et... kendini sev.. ve sadece sevdiğin şeyler için yaşa...' Nakhar...

'Başkalarının ne dediği önemli değil... senin ne yaptığın ve nasıl yaptığın önemli...' Nakhar...

Bize de bu yakışır... :)

edi.ben dedi ki...

şu başkalarını bi' atabilsem Nakhr'ım... bana da yakışacak eminim...aslında başladım bile yavaş yavaş, sayenizde:)
:-*

zihni örer dedi ki...

(B.B'den) Kırmızı yazınız İLETİŞİMSİZLİĞİN,
(kendinizden) beyaz yazınız, EYLEMSİZLİĞİN
zararlarını irdeliyor gibi.

"Ulusal renklerin" arasında iki sorun...

Bu iki sorunun üzerinde de,
GÜLÜMSEYEN BİR YÜZ:))

Hani, boşalınca caddeye fırlatılan meyvesuyu tenekeleri var ya?
Kaldırımın bir karış gerisinde yarı ezik duran teneke?
edi.ben, ayakkabısının sivri ucuyla bir vole (şut) çekince,
tenekeyi çöp kutusuna merkezden girdiriveriyor.
İşte, kırmızı-beyaz paragraflara bakışıyla şut çeken bir duruş:))
Bu da bir eylemdir...
sevgiylekal.

edi.ben dedi ki...

sizler sayesinde çekiyorum o şutları inanın. tuhaf ama öyle işte. en tanıdığım tanımadıklarımsınız. en güç veren en içten...
sevgilerimle...
:)