Çarşamba, Mayıs 27, 2009

felsefik saçmalama...

"görsem" diyorum bazen.
insanları tepeden seyretsem.
ta en uzaktan...
o kadar uzaktan ki dünya üzerindeki her canlıya ulaşabilse bakışlarım. hepsini aynı anda izleyebilsem.
aynı anda aynı zamanda neler farklı herkeste...
doğaya aykırı olanlar hariç dışımız bir.
iki göz, iki kulak, bir ağız herkeste.
e içimiz de öyle,
kalbimiz yaşatıyor hepimizi, hepimizin röntgeninde aynı sırıtış.
sonrasında başlıyor ayrımlar; erkekler kadınlar. yaşlılar çocuklar. esmerler sarışınlar. güzeller çirkinler...
duygusallar katılar, cesurlar korkaklar, ciddiler şakacılar...
bu kadar çok "fark"ı bir de kendi aralarında kombine edersek; güzel sarışın korkak ya da esmer cesur çirkin... gibi, sonsuz "tür" çıkıyor karşımıza.
bu sonsuz türün hepsi de doğuyor bir anadan. büyüyor istemese de. ağlıyor, gülüyor, yiyor, içiyor...seviyor nefret ediyor... ve sonları da hep aynı oluyor.
tüm bunları düşününce, herşey çok saçma, çok anlamsız geliyor.
yani, işte o uzaktan seyredip de göreceğimi tahmin ettiğim herşey...
insanların uğraşları mesela, koşturmacaları, savaşları...
doğanın bizden istediği mücadeleye eklediğimiz "insana" has mücadeleler...
çok saçma geliyor.
ama ne yaparsam yapayım bu saçmalıkların bir parçası olmaya, saçmalıklara yeni saçmasapanlıklar katmaya devam ediyorum.

bu mu yani,
hayatın anlamı bu mu şimdi?

yok yooookkk
ben söyleyeyim;
AŞKa aşık oldum ya hani
heh işte,
hayatın anlamı O'nda gizli ;)

2 yorum:

Fatih dedi ki...

bir lisan olmalıki sadecesen ve ben konuşmalıyız..var aslında iyice hisset bak konuşabiliyosun ben anlıyorum seni eminim sende beni

edi.ben dedi ki...

:)
okulu kırdın yine di mi? :P
aman! hemen arkanda matematikçi...
(anladın sanırım ne demek istediğimi :))