Salı, Nisan 24, 2007

aşkıma... gülen ayva ağlayan nar'ıma... 23 yıllık sevdama!!!


içimde öyle bir aşksın ki yıllardır süren. hani zamanla "alışkanlığa" dönüşür derler ya, yok... ı ıh... dönüşmedin. dönüşemedin. hala aynı tutku bende, ilk günkü gibi. hala aynı coşku, aynı heves, aynı arzu... adının geçtiği her cümlede ellerim titriyor heyecandan. her buluştuğumuz an seninle, hayatımın tüm zorlukları uçup gidiyor sanki benden. herşey daha güzel görünüyor gözlerime. herkes daha sevilesi. ayaklarım yerden kesiliyor, her geldiğimde sana.
ben oluyorum yanında. herşeyimle ben. dilediğimce ben. ve pekçok ben'lere dönüyorum sonra, hepsi birbirinden neşeli, hepsi birbirinden canlı.
senden ayrı kalmak zorunda kaldığım o yıllarımda, usulca gelir seyrederdim seni... başkalarıyla olduğunu görmek üzerdi beni. sakın yanlış anlama, biliyorum, sana aşık olan herkese aşkın senin. ama ben olamadığım için o an kucağında, koynunda, kolunda içim buruk veda ederdim gizlice ayrılırken, seni seyrettiğim o yerden sana.
şimdi yine döndüm, seninleyim. seninim yine. ne güzel sardın beni, eskiden sardığın gibi. artık asla ama asla bırakmam seni. terk etmem. o zamanlar karşı gelememiştim belki senden ayrılmamı isteyenlere ama şimdi umurumda bile değiller. senden ayrılmam. bırakmam. mutluyum seninle, hiç kimseyle olmadığım kadar. nereye kadarsa birlikteliğimiz oraya, sonuna kadar. sen benim ilk aşkım, gözümün nuru, içimin huzurusun. sen benim canyoldaşım, can bulduğum suyumsun. sen benim "ben" olduğum, başka "ben"ler bulduğum sığınağımsın, yuvamsın. sen benim, hayatı sevdiren, beni insan yapan yanımsın. sensiz eksik kaldığım, kanadığım, diğer yarımsın. sen benim hayatımsın, canımsın...
git gide daha çok seninle dolmaya, hayatım boyunca seninle olmaya, başka ne varsa yoluna engel, hepsini yok etmeye, yok saymaya karar verdim.
ben... oğlum... sen...
var mısın bütün bir ömre?
aç perdelerini sonuna kadar... sahnende en güzel yeri aç... yak ışıklarını... çal en güzel şarkını...
gülen ayva, ağlayan nar... hem gülelim, hem ağlayalım.
bunca yıl içime attım. belki korktum, belki kimseyi kıramadım. şimdi ne kariyer, ne para, ne de başka hayaller.
sadece ben... sadece oğlum... ve sadece sen, "tiyatrom"...

4 yorum:

zihni dedi ki...

Toplumda "özel" olarak bilinen duygularınızı ve "özelinizi" edebiyat tadında paylaşıyorsunuz duygudaşlarınızla, başka aşkzedelerle.
Hem de tüm ÖZ-Ü-GÜR'lüğünüzle.
Öz-ü-gür olmak, özgür olmakmış,
özgür olmak, kendini aşmakmış...

Ama, dış özgürlük duvarına takılmak..

Adsız dedi ki...

GEL YETERKİ........................

Beklerim bıkmadan, hazan olsa da
Ağarmış, bembeyaz saçlarınla gel...
Gönül yaprak döktü, bağ bozumunda
Güllerin solsa da dikenlerle gel...

Ne çıkar gülmeyi unutsa yüzün?
Dünyayı kavuran ahlarınla gel...
Aşinası olduk biz artık hüznün,
Derdinle,gamınla,feryadınla gel...

.......................YETERKİ GEL
Seni uzaklardan seven...

edi.ben dedi ki...

özgürlük demiştim size hemen cevap verdiniz yine o güzel kalbinizle :). o yazıyı yazalı ben çok olmuştu, sayfanızda konuyu görünce aklıma geldi, yazdım size.
sorduğunuz soruya gelince, kalbim de beynim de çok şey söylüyor cevap olacak... yeter ki toparlayıp açığa vurabilsin parmaklarım... bakalım neler diyecekler, ben de merak ettim :)
teşekkürler yorumlarınız için... ve bu kadar güzel bir kalp taşıdığınız için...

edi.ben dedi ki...

anonim yaşamak aşkı... uzaklardan sevmek... seven yanında olur. km.ler olsa bile arada.
çünkü ben "sevdiğimin" hep yanındayım, kalbim onda, gülüşüm onda, sesim onda, huzurum, ruhum, arzum onda... yollar da olsa aramızda, omzunda da olsa başım... ben onda... o hep bende...
aklıma gelmişken bir cümle de böbeğeme: seni seviyorum böbeğem... bi not düşeyim dedim :)